Büyük Gözlü Kız ve Boğazı Gören Kız

Büyük gözlü kız, durakta bekliyordu. Kocaman bir sırt çantası, laptop çantası ve el çantasını yüklenip durağa geleli neredeyse yarım saat olmuştu. Bekledikçe üşüyor, üşüdükçe sinirleniyordu geciken otobüse. Güneşli bir gündü. Aralık ayıydı. Yine de güneşliydi. Buz gibi ama güneşli. Aralık ayıydı, Aralık’ın son günü.

Gitmek için başka alternatifler çok cazip gelmeye başlarken otobüs geldi. O anda yanına kitap almadığına üzüldü. Yol muhtemelen uzun olacaktı ve uykusu yoktu. Zaten hava pek güneşliydi. Sağ tarafta cam kenarı bir yere oturdu, kafasını cama yasladı, dışarıyı izlemeye, aslında izlememeye koyuldu. Yanına oturan hanımın “Capitol’e nasıl giderim?” sorusu ile daldığı yerden çıktı ve kendisine yanlış otobüse bindiğini söyledi. Kadın indikten sonra yerine bir kız oturdu. Kızın yanında ayakta arkadaşı duruyordu. Yaşları BGK’dan birkaç yaş küçük olmalıydı ve durmaksızın çene çalıyorlardı. BGK yine penceresine geri döndü.

“Köprüden önce son çıkış” yazısını görünce sevindi. Yolun meşakkatli kısmı bitmişti. Otobüs kendisi için ayrılmış kıvrımlı yola dönerken yanında oturan kızın çantasından fotoğraf makinesini çıkardığını gördü. Ayaktaki arkadaşının “Boşver şimdi yarın rahatça çekersin” dediğini duydu.

Büyük Gözlü Kız her zaman yaptığı gibi otobüs köprüye girerken oturduğu yerde doğruldu, manzaraya çevirdi kafasını. Hava o gün pek güneşliydi. O gün boğaz ayrı bir güzeldi. Bu hareket eden tablodaki en sevdiği detayları, Beylerbeyi Sarayı’nın havuzunu ve sarayın üstündeki yüzlerce kuşu kontrol etti önce.  Denizin rengi yeşile yakın, turkuaz gibiydi. Otobüs girerken köprüye, bunu tek farkedenin kendisi olmadığı belliydi.

Anladı ki BGK, yanında oturan kişi “Boğazı ilk kez gören kız”dı. Heyecandan nefes nefese kalmış, hiç durmadan “Aşık oldum! Aşık oldum!” diyor, fotoğraflar çekmeye çalışıyordu. Tam köprüdeyken çalan telefonu açtığında kendi şehrini bırakıp buraya taşınacağını anlatıyordu. “Dünyanın en güzel şehri!” idi burası.

BGK gözlediği bu durum karşısında, bütün hisler içinden “gurur”u seçti. Gurur duydu o anda, sanki İstanbul kendisininmişçesine. Aslında, yetiştirdiği öğrencisini yıllar sonra iyi bir konumda gören öğretmenin gururu gibiydi bu his. Anlayışlıydı; çok normal diyordu. İçten içe de kibirliydi, ben burada doğdum büyüdüm demek istiyordu.

Aralığın son günü idi. Daha sonra, Büyük Gözlü Kız, Boğazı Gören Kız’ı düşününce o yıl ve sonraki yıllar için kendisini bu şekilde heyecanlandıran olayların hayatından hiç eksik olmamasını diledi. Sahi ne zamandı en son?

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS

One Response to “Büyük Gözlü Kız ve Boğazı Gören Kız”

  1. Nisa diyor ki:

    BGK yi da o mukemmel sehri de ozledim..
    Hergun bogazdan gecerken trafik olsa da koprunun ustunde kalsam diye dua ederdim.. dort yil boyunca hergun iki defa gectim o kopruden (en az).. ama bu son geldigimde farkliydi.
    her gecisimde dedim “ben buradan baska yerde yasayamam” diye, ama bu sefer ki farkliydi..
    istanbul’da turist olan bilemez, istanbul’da kisa sure yasayan bilemez. bu sehrin bir kurali var, bir duzeni var. GERCEKTEN istanbul’da yasamayan bunu bilemez. bir kere ogrendin mi de zaten, dilinden dusmez su cumle: istanbuldan baska yerde yasanmaz!!

    hayirli olsun canim siten
    opuyorum cok

Leave a Reply