Av Mevsimi
Yönetmen: Yavuz Turgul
Oyuncular: Şener Şen, Cem Yılmaz, Okan Yalabık, Çetin Tekindor, Melisa Sözen
Merve notu: 7.7
Halk olarak her konuda atıp tutmaya bayılsak da, bazı konularda kendimize güvensizliğimiz ezelden beri vardır. Özellikle bilim ve teknoloji gibi şeylerde başka ülkelere bakıp “Adamlar yapmış be abi!” demeye bayılırız. Sinemanın bazı alanlarında da bu böyledir. “Türkler korku/polisiye/aksiyon/cinayet filmi yapamaz!” Korku filmi türü için bu yargıyı bende yıkacak bir yapım olmadı şimdilik ama son yıllarda bu türlerin herbiri için, dizi olsun film olsun, birçok örnek çıkmakta. Av Mevsimi de bunlardan biri. Eleştirinin devamını okumak istemeyip sadede gelmek isteyen olursa, beğendim, gidin izleyin.
“Cem Yılmaz yine Cem Yılmaz” değil aslında
Okumaya devam edenler için biraz da konu ve oyunculardan bahsedelim. Çok tanınmış insanlarla film yapmak zor olsa gerek. Şener Şen, Çetin Tekindor mesela; ne kadar harika da oynasalar, seyirci biliyor ki senelerin usta oyuncuları bunlar, cinayet masası amiri, şirket sahibi değiller. Cem Yılmaz mesela; filmde adam mı dövüyor, silah mı çekiyor önemli değil, o adını duyduğumuzda dahi yüzümüzde bir sırıtma ifadesine sebep olan insan. Bu denge, özellikle başroldeki üç kişide iyi tutturulmuş (Şener Şen, Cem Yılmaz, Okan Yalabık). Rollerinde çok doğallar gerçekten. Onlar dışındaki 2. dereceden karakterler bana biraz “Evet şimdi oyunculuk yapıyorum” der gibi geldiler bana. Yine de Asit Ömer olsun, Hatun Hanım olsun iyi verilmiş yan karakterlerdi.
Kadınlar güzelmiş de zehirleyerek öldürürlermiş
Hal hareketleri, babacan tavrı ve sükuneti ile lakabı ile pek de müsemma bir görüntü çizmeyen “Avcı” Ferman (Şen), onun oğlu gibi olmuş, kontrolsüz ve ciddi şekilde lakabıyla müsemma Karadenizli “Deli” İdris (Yılmaz) ve antropoloji okumuş, nedense kendini cinayet masasında bulmuş “Çömez” Hasan (Yalabık) esas karakterlerimiz ve esas konu genç bir kızın cinayetini çözmeye çalışırken değişen hayatları. Bu üç karakterin de hayatlarında, onu doğrdudan etkileyen kadınlar var ama bunlardan en baskın konumda olanı deli İdris’in çocukluk aşkı, 2 çocuğunun annesi Asiye. Boşanmış olmalarına rağmen İdris hala aşık ve saplantılı bu konuda.
Ekip genç kızın cinayeti töre cinayeti mi yoksa başka birşey mi; katil sevgili mi, baba mı, eş mi derken kendilerini bambaşka yerlerde buluyor. Bir yandan da bu zorlu mesleğin handikaplarının özel hayatlarına yansımaları ile boğuşuyorlar.
Filmin ilk yarısının da daha güzel olduğunu söyleyebilirim. İkinci yarı biraz uzamış gibi. Öyle ya da böyle, bence ortaya çıkan film gayet güzel olmuş. İnsanda yabacı polisiye özentisi hissi uyandırmıyor. Karakterler gerçek gibi, hikaye ise insanın bazı şeyler için hangi sınırları zorlayabileceğini gösteriyor.
Dikkatimi çekenler
Yavuz Turgul’un sevdiği yabancı filmlerden alıntı yapmak gibi bir huyu var anladığım kadarıyla. Örneğin, Kabadayı’da da Memento filminden “nüans”lar varken, bu filmde de eşinin Ferman’a yazdığı defter de bana biraz Notebook’u hatırlattı. Başka birkaç şey de varda neyse uzatmayayım.- Şu sıra internet ortamlarında, sosyal sitelerde herkesin paylaştığı Cem Yılmaz’ın Hayde’yi söylediği kısım güzel bir sahne gerçekten de ama o kadar da abartmanın alemi yok. Mesela biz kardeşimle diğer müzikli sahneyi “Benden adam olmaz” ı daha çok beğendik.
Dikkatimize çarpan bir başka sahne de tekstil, inşaat, bilmem ne alanlarında ülkede lider bir firmanın konakta yaşayan sahibinin Boğaz manzaralı terasında ağırladığı konuğuna mini Eti Brownie ikram etmesi oldu:) İlahi sanat yönetmeni!- Filmin internet sitesi oldukça güzel. Yapım notları kısmında hoş bilgiler bulabilirsiniz. http://www.avmevsimifilm.com
- Filmlerde falan Kürtçe konuşulması moda olmuşken, Lazca iyi bir değişiklik olmuş bence.





