Que sera sera (Love Journals-1)
Aşk için bir ay seçecek olsam Kasım’ı seçmem herhalde. Ama madem yine aylardan Kasım, madem Kasım’da aşk başka. Bu yazı da bugün ortaya çıksın o zaman.
Karşıma alıp konuşmak istiyorum şu aşağıdaki yazıyı yazan kızla. Sorularına “Bak canım,…” diye başlayan cevaplar vermek istiyorum. “Que sera sera” demek istiyorum. “Ne olacaksa olur yavrucuğum, sen kafanı takma” demek istiyorum. Daha küçük ve tecrübesiz çünkü; evinden hiç ayrılmamış, aşk meşk konularında ise tamamen naif.
Okuyun bakalım belki siz de cevaplamak isterseniz onun sorularını. Tabi liseli bir teenage’in dilinden anlayabilirseniz.
KONU: AŞK HAKKINDA MERAK ETTİKLERİM-1
İlk soru: Neden böyle bir şey yazıyorum?
Hayatım boyunca acıdım aşık olan insanlara. Karşılıksızsa aşkları, sevgi dolu bir acıma; eğer birliktelerse o kişiyle alay dolu bir acıma duydum. Bu alay duygusunun kaynağı ne? “Benim niye yok?” kıskançlığına bir savunma mekanizması mı, yoksa daha önce kendi kararlarını kendisi veren insanların yapışık ikizler gibi birbirlerine sormadan hareket edememelerinden kaynaklanan komikliğe bir tepki mi?
Peki ilk görüşte aşk diye bir şey olabilir mi? Bu durumda aşk sadece görünüşünü beğenmek midir? Öyleyse bu ne biçim aşktır? Bence böyle bir şey olamaz ve bunun saçmalığı üzerine kitap bile yazılabilir. Yine de büyük konuşmak insanı istemediği durumlara ve dumurlara düşürebilir.
Merak ettiğim bir konu da şu “ruh eşi” meselesi. Böyle bir şey gerçekten var mı, varsa benimkini nereden bulacağım? Yani aslında dünyadaki milyarlarca erkekten herhangi biri benim ruh eşim olabilir ya da bulursam o olduğunu görünce anlar mıyım?
Mesela Buffy’yle Angel birbirlerinin ruh eşleriydi ancak Angel ruhunu kaybedince bir manası olmadı tabi. Buffy onu cehenneme yolladı, böylece ikisi de cehennem azabı çekmeye mahkum oldular. Aşık olmak acaba bu azap duygusu mu? Bir de şu var, Angel’in ruhunu nasıl kaybettiğini düşünürsek bunu genelleyebilir miyiz? Yani kızdan istediğini alan her erkek ruhunu kaybeder mi? O zaman adamın aşık olduğunu söyleyebilir miyiz? Söyleyebiliyorsak o zaman kadın ve erkeğin aşk anlayışları farklı demektir. Yani kadın “aşık oldum” dediği zaman aynı şeyi söyleyen erkekle aynı hisleri mi yaşamaktadır?
Peki her zaman kurnaz, karşısındakini idare edebilen kadınlar neden aşık olunca aptallaşıp karşısındakine kul köle olurlar?
Bu bize aşkın varolduğunun kanıtı mıdır? Çok dalgın, salak salak şeyler yapan insanlara bu yüzden mi “aşık mısın?” denir? Ayrıca “Aşk her şeyi affeder mi?” diye sorduğumuzda “Evet” diyorsak bu, o demin bahsettiğim aptallıktan mı kaynaklanır, yoksa bu “Aşkın gözü kördür”ün kanıtı mı olur?
Belki aşkın gözü kördür ama diğer insanların genellikle değildir ve eğer kişinin boynuzları herkes tarafından görülüyorsa yine de aşk her şeyi affeder mi? İnsanda gurur diye bir şey yok mudur? Ya da aşk insanın içindeyse gurur gider mi? Yani bunlar antagonist mi çalışır?
Eğer öyle ise aşık olmak istemiyorum. Zaten öyle değilse de istemiyorum. Aşık olup da çok çok çok mutlu olan birini hiç görmedim çünkü. Erkekleri bilmem ama aşık olduğunu söyleyip da huzurlu olan hiç kız görmedim. Bu da kızların kafalarında her şeyi tekrar tekrar yazma huyundan sanırım. Bunu demekle ne demek istedi, acaba beni sevmiyor mu gibi düşüncelerle günlerini geçirmek çok akıl karı değil gibi.
Kafandakileri yazmak güzel ama ben niye aşk hakkında yazıyorum, bilmiyorum. Bunu okuyan biri sorularımı cevaplar mı acaba? Allah kimseyi aşık etmesin. İnsan ne kendine, ne başkasına aşık olmalı. Çok korkuyorum. Umarım olmam.
Merve M. – 2005




Sorry sis