Ben kırmadım, o kırdı..!
Selanik… Haritadaki yerini öğrenmeden adını öğrendiğimiz şehir… Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğdu…
1 sene önce bugün o şehirdeydim. O evdeydim. Ben ve bir sürü farklı şehirden gelen onlarca insan. O sabah, 10 saatlik bir yolculuk sonunda, olabildiğimiz kadar şık ve resmi kıyafetlerimizle oradaydık. Biz bir grup üniversite öğrencisi ve 7′den 70′e o bahçeye doluşan insanlar, aynı amaçla toplandık o bahçede; doğduğu yerde öldüğü gün onu anabilmek… Bize onu ve yaptıklarını unutturmaya çalışanlardan uzak bir coğrafyada bir kez daha ona ve “silah arkadaşlarına” teşekkür etmek…
Ve önceki 10 Kasım’lardan daha farklı, beklenmedik bir his çarpıyor insanın yüzüne: Utanç. Şöyle bir his bu, sanki babanın sana aldığı hediye kırılmış odanda saklıyorsun da, aynı anda “Hediyen için teşekkür ederim babacım” diyorsun gibi. Halbuki hemen anlıyorsun bakışından, “Ben sana verdiğim hediyeyi kırdığını bilmiyor muyum? “ diyor o bakışlar “Buraya gelip teşekkür etmen neye yarar?”.
-Ben kırmadım, arkadaşım kırmış…
-Farketmez, onu korumak senin sorumluluğundu
Tam olarak böyle bir hıssiyat kaplıyor o an. O küçük çocuk gibi gözlerim doluyor, kafamı kaldırsam ağlayacağım. Saatin 9′u beş geçmesi, devamında okunan şiirler, söylenen şarkılar, “Yiğidim aslanım burda yatıyor”lar da hiç yardımcı olmuyor zaten. Neden gitti, neden öldü, neden 10 Kasım’lar olmak zorundaydı diye değil, kırılmasına izin verdiğim hediyeme ağlıyorum o sırada.
Ancak en nihayetinde o bir baba, yumuşuyor bizi öyle görünce, “Ağlama çocuk!” diyor, “Ben sana o hediyeyi tekrar alamam ama belki sen kırılanı yapıştırmak için çabalayabilirsin”. “Nasıl?” diyorum “Tek başıma yapamam. Bir parça yapıştırsam, başka yerden kırarlar”. Beni üzmemek için “Kıracağını bildiklerine teslim etmeyecektin onu!” demiyor. Cevap vermiyor. O sırada bahçedeki tören bitmek üzere, Gençliğe Hitabe’nin sonuna gelinmiş;
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur”
Atatürk 1881 yılında Selanik’te doğdu…
Atatürk verdiği hediyenin parçaları birileri tarafından çöpe süpürüldüğünde ölecek…
Gerçekten önem veren insanlar oldukça da ölmeyecek demektir bu, değil mi?





