İstanbul ve PMS

Bilmeyenler için PMS (Premenstrual Sendrom): Kadınların regl dönemlerinden yaklaşık 1 hafta önce başlayan, fiziksel ve psikolojik sıkıntılara ve gerginliklere yol açan dönemdir. Sıkıntı ve gerginlikten kasıt, ağlama krizleri, kavgaya yer arama, kapris, ilgi isteği, daralmalar, öfke patlamaları, cinayete kadar gidebilecek bir listedir.

Bilmeyenler için İstanbul: İstanbul, ülkemizin kuzeybatısında yer alan, iki kıtaya yerleşmiş, yaklaşık 12 milyon nüfusu ile Türkiye’nin en kalabalık şehridir.

Tarih ve doğal güzelliklerde dolu bu şehir, içinde aşklar yaşanmasındansa kendisi ile aşk yaşanmasını tercih eder. Yüzyıllardır kendisine aşık olunan bir kadın gibi şiirler, şarkılar yazılmıştır. Milyonlarca nüfusu kendisine çekmesinin sebebi de işte bu platonik, karşılıksız aşklardır. Terk edenlerin sebebi de… Bu yüzden yazının geri kalanında İstanbul’u bu kadın olarak düşünün lütfen.


Bir kere aşık oldun mu İstanbul’a, aşk acısı da hemen birlikte başlar. O insafsız bir sevgilidir çünkü. Seni yormaya, kendini naza çekmeye bayılır. Seni hiç bir zaman senin onu sevdiğin gibi sevmez. Zaten sadakatsizdir. Sen bir onu isterken, o herkesin olur. Ardından bir güler, güzelliklerini bir gösterir ki hemen affedersin. Bazen başkalarına gidersin, yine severim belki diye. İstanbul’a benzeyen taraflarını seversin onların da. Sana faydadan çok zararı olduğunu  farkedip temelli terkedersen de burnunda tüter her daim…

Bugün ortalığı birbirine kattı İstanbul. Geçen hafta işaretlerini verdi bu günlerin. “Ne yapacağımı bilemezsiniz” dedi. Bir gülümsedi, bir somurttu. Öyle ki dengesiz halleri ile aşıklarının bir kısmını yatağa düşürdü. Dün geceden itibaren ise aralıksız 24 saat ağladı. Bununla kalmadı. Esti, gürledi. Elimizdekileri sağa sola fırlattı. PMS yaşıyordu İstanbul. Sıkıntısı bundandı. Bir kadının her ay olacağını bildiği, bildiği ama engelleyemediği gibi İstanbul her sonbahar bunları yaşardı. Her yağmurda, ilk kez oluyormuşcasına tekrar ederdi bu buhranları. Bugün de ağladı, ağladı; yine rimelleri aktı..

Şarkıyı yazarken ne düşünüyordu bilmiyorum Teoman “Ah burda olsan çok güzel hala İstanbul’da sonbahar”. Elbette güzeldir, sarı yapraklar, gümüş rengi deniz vesaire. Bunları evinin penceresinden izlemek. Evinin boğaz gören penceresinden izlemek . Evinin boğaz gören penceresinden kaloriferlerin yanarken izlemek. Evinin boğaz gören penceresinden kaloriferlerin yanarken elinde çayın yanında sevdiğin biriyle izlemek.

İstanbul’un PMS’inin bu gününde, bütün yol kenarları şemsiye iskeletleriyle doldu. Ayakkabılarımın içi su doldu. Kurur gibi olduktan sonra tekrar doldu. Rüzgar yüzümü dondurdu, saçımı dağıttı. Şemsiyemi öldürmedi ama yaraladı. Bindiğim otobüsün orta kapısına bir minibüsün aynası girdi ve cam patladı. Etiler- Beşiktaş 1 buçuk saat sürdü. Yokuşlarda rampalarda şelaleler oluştu. Kaldırımlarda ise arabaların yarattığı fıskiyeler insanları ıslattı. O insanlardan bazıları önlerine bakamadıklarından çarpışıp birbirlerine laf saydılar.

Kendimizi paraladık, yine sakinleştiremedik seni İstanbul. Hele o oynak kaldırım taşların yok mu, umrunda olacağını bilsem bağırıp çağıracağım sana, tehdit edeceğim ama elimden bu yazı geldi sadece. Biraz sakin ol, n’olur. Çok yoruyorsun beni.

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS

2 Responses to “İstanbul ve PMS”

  1. asena diyor ki:

    istanbul sucks !

Leave a Reply