Duvarımdaki adamlar!

Bugün odamdaki kitaplığı boşalttım, başka bir yere taşımak için. Kitaplık ya bu, üstteki 3 rafında başka hiç birşey yok. Yerli, yabancı, macera, aşk, klasikler, kişisel gelişim, sözlük, siyaset, tarih… Aklınıza gelecek gelmeyecek türden bir sürü kitap. Bunları taşıması kolaydı. Zor olan kısım alttaki 2 rafı boşaltmaktı.

Atalet kötü birşeydir. Ben de kapılırım zaman zaman ona. Ataleti atlatmanın yolu harekete geçmektir. Daha doğrusu kendine geçmek için emir vermek ve yapmazsa cezalandırmaktır. Çünkü atalet zaten sizden harekete geçmemenizi ister. Herneyse, bu alttaki 2 rafla aramda, nasıl ifade etsem, bir atalet ilişkisi vardı. Onlar doldukça ben onları görmezden geliyor, elime geçeni sonra uygun bir yer bulurum diye oraya koyuyor, sonra da unutuyordum. Koyduğum birşeyi bulmam mı gerekti? Atalet devreye giriyor “aman boşver aslında o kadar da lazım değil” diyordu.

Bugün mecbur kaldım. Raflar döküldü, tozlu kağıtlar meydana çıktı. Eve tadilat yapıldığından beri oraya yığılmış bir sürü gün, hafta, ay, okunan bir sürü dergi, okunmayan bir sürü ders notu ve asıl bu yazıyı yazma sebebim, lise sonda dikkatim dağılmasın diye mi artık ne sebeple duvardan indirdiğim belli olmayan posterler…

Geçmişe takılıp kalmamak lazım diyoruz ama bugünki bizi biz yapan da geçmişimiz, n’apalım? İşte biraz arkeoloji ve andropoloji…

Öncelikle şunu belirtelim, zamanında gerçek bir fanatikmişim; gazeteden kesilmiş Beşiktaş’ın başarı haberleri olduğuna yüzdeyüz eminim. Şu anda yoklar çünkü gazete kağıdı bantlanıp çıkarılırken yırtılıyor. Ama bir deftere yapıştırılmış İlhan, Nihat, Tümer(!), Nouma, Tayfur Cordoba, Lucescu fotoğraflarından bunu anlayabiliriz.

Yeni nesil daha vampir nedir bilmezken, Edward daha doğmamış, esamesi okunmazken, Hell Mouth henüz kapanmamışken, acı çeken duruşu, ruhum var diyen bakışları, deri ceketi ile senelerce rüyalarıma giren vampir Angel’ın (David Boreanaz) şu gördüğünüz resminin dev boyutunun yanı sıra bir de boy posteri odanın duvarlarının başrolünde, yıldız konumunda bulunmaktaydı.

Bunların yanı sıra o dönemki diğer hayran olduğum kişiliklerden olan, Angel kadar olmamakla beraber, daha mini boy posterlerle Josh Hartnett (kuzenime burdan selam olsun:) ve Allen Iverson’da yerlerini almışlardı. Sanıyorum bir dönem Beckham da vardı ama bir ara sinirlenip yırttığımı hayal meyal hatırlarım.

Filmlere gelince bir takım Harry Potter afişleri, Frodo stickerları mevcuttu. Şimdi bir baktım da sırf adam resmi asmışım gibi görünüyor değil mi? Merak etmeyin, şirin köpekcik resimleri, kendimce sevdiğim özlü sözleri yazdığım kağıtlar da vardı.

O günlerden bugünlere kalmayı başaran, duvardaki yerini kaybetmeyen sadece bir kişi oldu. Şu anda tepeden bana bakıyor. Kendisini aşağıda görebilirsiniz.

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS

Leave a Reply