İncelikler Yüzünden (2011′e sitem)

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diyordu Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’nin ilk cümlesinde… İnsan nasıl bilebilir ki zaten. Bilseydim söylerdim, Canlı Para’nın mülakatında sorduklarında, hayatınızda en mutlu olduğunuz an neydi dediklerinde. Öyle ya bu seneki olaylardan biri de başvurmamama rağmen iki kere onun mülakatına gitmemdi. Aklıma yeni geldi, pek önem arz etmedi zira.

Peki, şimdi size bu yılın verdiği en büyük dersi açıklıyorum:

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

iTears

This is one of those days that we will tell our children about.
It happened when MJ died.
It will happen when Spielberg or Madonna or even Bill Gates dies.
It happened today as well.
One of those people who inspired us is simply gone.

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
One Comment

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Önemli olan tarih 19 Mayıs 1919′dur. Mustafa Kemal Samsun’a ayak basmış, bir milletin kaderi ve geleceği değişmiş ve Kurtuluş Savaşı o gün başlamıştır.

Ama bir tarihten daha bahsedilir. 16 Mayıs 1919. O gün Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru ile yola çıkmıştır. Esas tarih değildir 16 Mayıs, şenliklerle kutlanmaz. Ama bir başlangıcı temsil eder. Okullar tatil olmaz, adına şiirler yazılmaz. Ama o vapurun varış olmasa da kalkış tarihidir.

Bu kadar tarihi bilgi neden gerekti derseniz..

Önemli olan tarih 29 Eylül 2006′dır. Hayatımın geri kalanını değiştirmiştir o gün olanlar. O gün bir milattır. Benim naçizane hayatımda elbette.

Ama 26 Eylül 2006 var bir de. O gün ben de bir vapura bindim. Kadıköy-Beşiktaş, 7.45 vapuru. Erken kalktım o gün, okula gitmeye hazırlandım. Makyaj  malzemelerine gitti elim. O gün makyaj yapmamaya karar verdim. Ne giydim hatırlamıyorum ama üstüme pembe yağmurluğumu aldım. İskelede buluştuk ve vapura bindik. İçeride bir yere, karşılıklı oturduk. Ardından da otobüs. Ne konuştuk en ufak bir fikrim yok.

O vapur yolculuğu benim 19 Mayıs’a giden, 16 Mayıs’ım oldu. O gün akşam olduğunda biliyordum ki bu sabahların bir anlamı olmalıydı ve vardı.

Not 1:  Teşbihte hata olmaz, biliyorum. Kurtuluş savaşı benzetmemi mazur görün, durum benzer geldi sadece. Bu yazıyı okuyup da mana veremeyenler de mazur görsün lütfen, kişisel bir yazı oldu ama paylaşmak zorundaydım.

Not 2: Makyaj yapmama sebebimi merak eden olursa; gördüğü şey hoşuna gitmezse 29 Eylül’den önce vazgeçmek için şansı olsun diye düşünmüştüm. Hala mantıklı geliyor. Evet.

Vega-Bu Sabahlarin Bir Anlami Olmali

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

Ben başkaları sayesinde ben oldum

Bugün Nil’in şu yazısını okudum gazetede. Buyrun siz de okuyun, sonra buraya geri dönün.

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/17906254.asp?yazarid=113&gid=61

Okudunuz mu? Size de ilham gelmedi mi? Anlamışsınızdır, bana geldi.

Elbette olumsuz olarak da bizi biz yapan kişilerimiz de var ama ben hep iyi yönde olanları yazmak istedim. Olumsuz olanları kendinden saymak istemedi bünyem. (Örnek: Beni dersten bırakıp okulumu uzatan hocayım-  yok ben almayayım)

Beni ben yapanları bir okuyun, belki sizin de içinizden yazmak gelir.

 

Ben annemin 24 yıldır bitip tükenmeyen sorularıma sabırla verdiği yanıtlarım…

Babasının “prenses” diye sevdiği her istediği yerine gelen bir kral kızıyım…

Kardeşimin ben ABD’ye giderken döktüğü gözyaşlarıyım…

Bıkmadan onlarca kez izlenmiş filmler, tekrar tekrar okunan kitaplarım ben.

Fırtınalı denizleri sakinleştiren, rüzgarıyla sarıp sarmalayan, beni güçlü kılan Doğa’yım…

Ailemin ilk göz ağrısı, gözlerinin yansımasıyım…

Farklı isim ve karakterlere sahip biyolojik olmayan kızkardeşlerimin üzüntü ve sevinçleriyim…

Yaptığım süprizler,  gittiğim ülkeler, hayal ettiğim şehirler, dağınıklığımdaki düzenim ben.

Ben Merve. Bildiğiniz işte.

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

Hayatla ilgili tespitler Vol.3

Bugünki tespitlerimiz Bulgaristan’la ilgili… En azından bu ülkeye yaptığım ufak gezide bulunduğum tespitlerle ilgili… ve baştan belirteyim ki önceki tespitler kadar derin şeyler değiller.

  • Bulgaristan veya Yunanistan’a yapılan her gezide “Abi bunlar nasıl Avrupa Birliği üyesi?!” muhabbeti yapılmak zorundadır.

Çünkü gerçekten, bunlar nasıl AB üyesi? Güzel ve yalnız ülkemizden fazlaları yok, eksikleri ise çok. En basitinden hava alanları- göya başkent burası- cücük kadar. Her yerde sigara içiliyor, bütün kahveciler bilmem neler dumanaltı. AB ve Türkiye ilişkisi gerçekten “Hoca bana taktı” durumunda. Neyse, bu konudaki gerçekler malum, tekrar geyiğe bağlamanın anlamı yok. Bir de şu “Fransız kalma” muhabbeti var şu ara, neyse işte.

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
One Comment

Black Swan

Yapım Yılı: 2010

Yönetmen: Darren Aronofsky

Oyuncular: Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel, Barbara Hershey, Winona Ryder

Natalie Portman’a karşı aşırı bir sevgi besliyorum. Neden bilmiyorum, sanki ablam kuzenim kankam falan. Belki V for Vandetta‘dan diyeceğim ama ondan önce de severdim. Belki oynadığı her karakteri gerçek hale getirdiğinden, belki diğer Hollywood ünlüleri arasındaki mütevazi ve aklıbaşında duruşundan. Belki de yaşıtım gibi görüp kendimce sahiplendiğimden. Hepsi ya da hiçbiri. Bir sebepten Oscar aldığında-dedim ya- aileden biri almış gibi sevindim. Filmi görünce bana hak vereceksiniz, haketmiş. Filmin merkezindeki o değil, filmin kendisi o. Diğer oyuncular da elbette çok iyi ama doğru dürüst yoklar bile.

 

…Devamını Oku
  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
One Comment

Aşk Tesadüfleri Sever

Yapım Yılı: 2011

Yönetmen: Ömer Faruk Sorak

Oyuncular: Mehmet Günsür , Belçim Bilgin Erdoğan , Altan Erkekli , Yiğit Özşener , Ayda Aksel , Şebnem Sönmez , Hüseyin Avni Danyal , Yılmaz Gruda

Merve notu: 7.9

Acaba şu an yanımda olan insanla tanışmadan, onu sevmeden evvel bir yerlerde karşılaşmış mıyımdır onunla? Ne olmuştur ki aynı hastanede, benimle aynı gün doğan çocuklara? Herşeyin bir sebebi var ya hani, benim doğmamın sebebi ne peki?

Ben “tesadüf”lere inanmam. Herşeyin bir sebebi olduğuna inanırım. Filmin adına bakmayın, o da beni doğruluyor. Sadece o olaylara tesadüf demiş. Yalnız filmi izleyince anlayacaksınız ki tesadüfleri seven sadece “aşk” değil galiba.

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

Hayatla İlgili Tespitler Vol.2

Hayatta yaşadığımız iyi ya da kötü her olay bizi biz yapar, karakterimize katkıda bulunur. Buna kimisi büyümek der kimisi deneyim kazanmak. Türk eğitim sisteminde yetişmiş bir insan olarak karakterimizi şekillendiren faktörleri şu şekilde ayırabiliriz,

  1. Doğuştan gelenler: “İnsan 7′sinde neyse 70′inde de o’dur” derler ya, işte bu özellikler onlardır.Ne yaşarsak yaşayalım bir şekilde her yaşımızda ve her anımızda bizimle olacak özelliklerimizdir. Bunları bastırmaya ya da eğitmeye çalışsak da koşullar extreme olduğunda kendilerini ortaya çıkartırlar. Örneğin; kıskanç bir yapı ya da inatçı olmak, yumuşak başlı olmak buna örnek gösterilebilir.
  2. Çevresel Etkiler: Bunlar yaşamımız süresince mevcut özelliklerimizin şekillenmesi, yoğurulması ile çıkan karakter özelliklerimizdir. Örneğin, “ergenlik” bir çevresel faktördür çünkü geçicidir, çünkü o dönemki karakter özelliklerimiz şu ankilerle aynı olmakla birlikte uçlarda yaşanır; sessiz bir yapıdaysak sessizliğin dibine vurulur, inatçıysak sırf inat olsun diye hareket edilir mesela. Ailevi olaylar, okul başarısı gibi şeylerin etkisi bulunur.

Bu ön bilgilendirmeden sonra 24 yıllık (evet anneanne, inanmadın bugün bana ama 24!!!) deneyimlerim ve etraftan gözlemlediklerim ile esas konuya geliyoruz.

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

IT Girl olayı

Önce kağıt bebekler vardı. Şebnem bebekler. Kitapçıktan kes, kulaklarını kıvır arkaya, giydir. Şeffaf dosyalarda özenle saklandılar yıllarca.

Barbie ve Cindy’ler hep vardı. Zamanla sayıları da arttı, yaşam standartları da. Kıyafetleri bir kutuda, ayakkabıları başka kutuda. Hiç evleri olmadı. Ama minik yatak ve yorganları vardı. Kumaş parçaları balo kıyafetlerine dönüşürdü.

Bir defterim vardı. 10 yıl boyunca kıyafetler çizdim oraya. Sarı saçlı veya esmer kızlara. Topuzlu ya da dalgalı saçlar yaptım. Bazen Mariah Carey’nin bazen Hülya Avşar’ın olurdu beğenip çizdiğim. Tamam çok yetenekli değildim. Ama aklıma gelen bir kombinasyon kayda geçmezse unutulurdu.

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments

Hayatla İlgili Tespitler Vol.1

Biri bana birşeyi “yap” dediğinde yapamıyorum, yapacağım varsa bile yapmaktan vazgeçiyorum. Bu başka bir yazı konusu gerçi. Ama ben küçükken de böyleydim; hiç kimse bana “Kızım ödevini yap” demedi, Allah’tan. 5 yaşındayken bile “5 yaşında çocuk muamelesi” görmeyi sevmezdim ben. Zaten dediklerine göre hiç çocuk gibi davranmadım ki, bir sonraki yaşların adamı oldum.

Yine de, buna rağmen hala anlatılır işte muhtelif hikayeler. Seneler geçmiştir, ailede akıllara geldikçe söylenir, “Merve nasıl evde bale yapmaya çalışırken koltuktan düşmüştü de kafası ceviz gibi şişmişti, evet evet kardeşini kıskandığından”. Diyeceğim o ki, tespitim şöyle,

…Devamını Oku

  • Facebook
  • Twitter
  • Del.icio.us
  • RSS
No Comments